MUHALİFLERİ CEZALANDIRMAK İÇİN MANTIĞA GEREK YOK!
İsmail Beşikçi, Suavi, Mikail Aslan gibi ismlerden ortak açıklama…
Dersim’deki bir konuşması nedeniyle yargılanan ve hakkında 2 yıl hapis cezası verilen sanatçı Ferhat Tunç’un dostları, Tunç’un sadece düşüncelerini ifade ettiği için cezalandırılmak istendiğine dikkat çekerek, bu cezanın aslında bu ülkedeki barışseverlere, demokrasi ve özgürlük güçlerine verilmiş bir ceza olduğu vurguladı. Ve AKP Hükümetine, “Sanattan ve sanatçıdan elini çek” diye seslendi.
Aralarında İsmail Beşikçi, Suavi, Mikail Aslan, Mehmet Çetin, Şükrü Erbaş, Orhan Alkaya, Temel Demirer, Sibel Özbudun, Filiz Koçali, Necati Abay, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP), (Ankara Dersimliler Derneği), Kemal Mutlu (İzmir Dersimliler Derneği) Mesut Gerçek (Alibeyköy Dersimliler Derneği), Nihat Öz (Dersim-Pertekliler Derneği) Hasan Aslaner (Kürmeşliler Derneği) gibi birçok sanatçı, aydın ve dernek, sanatçı Ferhat Tunç’a verilen 2 yıl hapis cezasını yaptıkları ortak yazılı açıklama ile kınadı.
Bilindiği gibi Ferhat Tunç’a MKP propagandasından ceza verildi ancak Ferhat Tunç bağımsız milletvekili adayı olduğu Dersim’de MKP seçimi boykot ettiği için seçilemedi. Ayrıca sanatçı Tunç’un daha önce de KCK propagandası yaptığı iddia ediliyordu. Sanatçının İbrahim Kaypakkaya’dan bahsedince neden MKP propagandasından cezalandırılıp da Kaypakkaya’yı savunan diğer örgütlerin propagandasından cezalandırılmadığı da ayrı bir muamma. Sözün kısası verilen cezanın hiçbir mantığı yok. Ya da bütün mantığı bu: Muhalifleri cezalandırmak için mantığa gerek yok!
SANAT VE SANATÇIDAN ELİNİ ÇEK!
Dersim’deki bir konuşmasında “terör örgütü MKP propagandası yaptığı” iddiasıyla hakkında dava açılan ve yargılandığı Malatya Özel Yetkili 3. ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl hapis cezası verilen sanatçı Tunç’u yalnız bırakmayan dostları yaptıkları ortak açıklamada, İktidarın sanattan ve sanatçıdan elini çekmesini istedi.
Kürtler ve muhaliflerin uzun süredir anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye’de her türlü hukuksuzluğun hüküm sürdüğü bir dönemden geçildiği ifade edildi. “İktidar partisi adeta bir Cadı Kazanı kaynatıp, muhalif olan herkesi bu kazanda kaynatmaktadır” denilen açıklamada, “Söylemde demokrat görünmeye çalışan hükümet yetkilileri, pratikte hayatı kâbusa çevirmiş durumdalar. Kürtlerden yola çıkılarak, KCK ismi altında yapılan operasyonlar, muhalif olan tüm sesleri susturmaya yönelik bir politikaya dönüşmüş durumda. Kürt siyasetçileri, devrimciler, gazeteciler, öğrenciler, öğretim üyeleri, sendikacılar ve sanatçılar AKP’nin hedef tahtasındalar. Artık Türkiye’de kimse özgürlüklerden, demokrasiden, eşitlikten ve kardeşlikten bahsedemez hale geldi. İktidar partisinin kirli siyasetini deşifre eden kim varsa hapisle cezalandırılmakta” diye kaydedildi.
Son olarak Malatya Özel Yetkili 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 1 Mayıs 2011 tarihinde Dersim’de yaptığı konuşma nedeniyle sanatçı Tunç’a verilen 2 yıllık hapis cezasının toplumda kaygı yarattığı belirtilen açıklamada, “İktidar Partisi rejimini, toplumu sindirerek susturmanın aracına dönüştürmekle kalmayıp, toplumun kendine biat edeceği bir sistemi adım adım hayata geçirmektedir. Konuşan değil susan ve biat eden bir toplum inşa edilmek istenmektedir” diye vurgulandı.
Açıklamada, Tunç’un, sadece düşüncelerini ifade ettiği için cezalandırılmak istendiğine dikkat çekilerek, bu cezanın aslında bu ülkedeki barışseverlere, demokrasi ve özgürlük güçlerine verilmiş bir ceza olduğu vurgulandı.
Sanatçı Tunç’a verilen cezanın kınandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Demokrasi ve insan hakları mücadelesini uluslararası arenada başarıyla ve layıkıyla sürdüren sanatçı Ferhat Tunç’un özgürlüğünü kısıtlayıcı her davranış ve kararın, sanata ve sanatçı bağlamında düşünsel ve işitsel sanat pratiklerine zarar vereceği endişesi taşımaktayız. Ferhat Tunç’a verilen cezanın şarkılarına da verilmiş bir ceza olduğu fikrindeyiz.”
BİLİM VE GELECEK AYDINLIĞIN İZİNDEN 101. KEZ MERHABA DEDİ...
Bilim dünyasının muhalif kimliği ile tanınan ve geçtiğimiz ay 100.sayısını çıkartan Bilim ve Gelecek dergisi yeni sayısı ile raflardaki yerini aldı.
Deneyimli kadrosu ile uzun zamandır yayın hayatını sürdüren ve yayın anlayışı ile alanındaki önemli bir boşluğu dolduran derginin bu sayısı da yine birbirinden ilginç konuları içeriyor. ‘Eski Yunan’da cinsel aşk’ kapak dosyası ile çıkan dergide konuyla ilgili olarak Hasan Aydın’ın kaleme aldığı inceleme yazısı yer alıyor. Kapak dosyası dışında Deniz Ali Gür’ün hazırladığı F-tipi Tarih: İslamcı tarih projesi isimli değerlendirme yazısı da dergide öne çıkanlar arasında yer alıyor. Bilim ve Gelecek’in bu sayısında gözümüze çarpanlar şöyle:
ESKİ YUNAN’DA CİNSEL AŞK
Hasan Aydın’ın incelemesi
Yunan felsefesinde ‘güzel’ ve ‘aşk’ kavramları/ Erkek eşcinselliğinin kutsanması ve ‘yüce aşk’ / Yunan mitolojisinde tanrıların ‘renkli’ cinsel yaşamı
Yunan felsefesinde ‘güzel’ ve ‘aşk’ kavramları/ Erkek eşcinselliğinin kutsanması ve ‘yüce aşk’ / Yunan mitolojisinde tanrıların ‘renkli’ cinsel yaşamı
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ’NDE ‘MATEMATİK NOKTASI’
Eski matematik kitapları, en ilkelinden günümüzdekilere kadar hesap makineleri, pusulalar, usturlaplar, gök cisimlerini izleme aygıtları, trigonometrik hesap araçları… Burası sanki bir müze. Matematiğin laboratuarı insan beynidir derler, ama burası bir laboratuar gibi.
• Ahmet Doğan
Matematiğin laboratuarı olmaz demeyin
• Prof. Dr. Mehmet Üreyen ile söyleşi
Matematiği elinizle tutmak istemez misiniz?
• Matematik Noktası’ndan örnekler
Deniz Ali Gür
F-tipi tarih: İslamcı tarih projesi
Güncel olarak tam bir bütünlük sergileyemeyen İslamcı tarih projesinin kusursuz bir fotoğrafını vermeye çalışmaktansa, üç temel özelliğini ve bu özellikler bağlamında öne çıkan tezlerini tartışmakla yetineceğiz. İslamcı tarih projesinin temel özellikleri anakronizm, özgücülük ve yerlilik tekeli iddiasıdır.
A. Kemal Demir
İslam hukuku kadına ne vaat ediyor?
İslam özellikle kadınlara ne sunuyor? Bir başka deyişle İslam’ın şer’i kanadını topluma adapte edersek ne bekliyor bizi?
Ferhat Kaya
Sürdürülebilir kalkınma gerçekten sürebilir mi?
Sürdürülebilirliğin temel amacı günümüzdeki istek ve ihtiyaçlarımızı gelecek nesillerin kaderini tehdit etmeyecek biçimde sağlayabilmek idi. Ancak daha sonra ekoloji, toplum, ekonomi ve teknoloji arasında trajikomik bir “yeşil” uzlaşıya dönüştü.
Dr. Deniz Akgün
Beslenmeye bağlı sağlık sorunları
Kapitalizmde yoksulluk kadar, diyet ve yaşam stilinde hızlı değişikliklere yola açan endüstrileşme, kentleşme ve küreselleşmenin de toplumun beslenme durumu üzerinde önemli etkileri bulunur.
BİLİŞİM DÜNYASINDAN / İzlem Gözükeleş
İnternette anonimlik ve Tor Projesi
Devletler ve şirketler, internet kullanıcılarının faaliyetlerini gerçek kimlikleriyle ilişkilendirmeye çalışırken, özgür yazılımcılar kimliklendirme ağını anonimleştiricilerle deliyor.
Nıvart Taşçı derledi
Fahrenheit 451’in yazarı ünlü bilimkurgucu Ray Bradbury öldü
‘Bir rüyayı öldüremezsiniz!’
Bilimkurgu ‘mümkün olmayanın sanatı’ değildir asla; ‘mümkün olanın sanatı’dır. Bundan 60 yıl önce, doğum kontrol hapı kullanan, böylece Katolik kilisesinin değerlerini yerle bir eden ve kadın özgürlüğü hareketini başlatan bir kadın hakkında bir hikâye yazsaydım... Herhalde bana gülerlerdi, ama pek de güzel bir bilimkurgu olurdu.
Tuncay Yılmaz
Kenar notları eşliğinde Kadının Evrimi
Amacım Evelyn Reed’in “Kadının Evrimi” üzerine düşüncelerini, tezlerini tartışmak/aktarmak değil. Söz edeceğim konu, kitabın ilk sayfasından itibaren bana ikinci bir okuma alanı açan kenar notları. İlk sayfadan itibaren kitapla birlikte kendisini takip ettirme ihtiyacı yaratan cinsten.
Bilim ve Gelecek’in yeni sayısında ayrıca, Bilim Gündemi, Yayın Dünyası, Matematik Sohbetleri, Evrenle Söyleşiler, Geçmişe Yolculuk, Briç, Forum, Bulmaca gibi bölümlerde canlı haberler, bilimsel bilgiler, bilim tarihi öyküleri, söyleşiler, kitap tanıtımları ve tartışmalar yer alıyor.
(muhalefet.org)
1. ULUSLARARASI AMED FİLM FESTİVALİ HAZIRLIKLARI BAŞLADI
ORTADOĞU Sinema Akademisi Derneği, 22-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek 1. Uluslararası Amed Film Festivali’nin hazırlıklarına başladı. Dernek Yöneticisi İbrahim Yıldırım, Filmamed Belgesel Film Festivali’nin düzenlenmesine katıldıklarını ifade ederek, tek başına belgesel sinema üzerine yapılan festivalin yeterli olmadığı bu yüzden farklı bir alternatif festivalin nasıl oluşturulabileceğine ilişkin yürüttükleri tartışmalar sonucunda 1. Uluslararası Amed Film Festivali’ni düzenlemeye karar verdiklerini söyledi.
Yıldırım, festivalin ulusal, uluslararası yarışma, belgesel ve kısa film şeklinde bölümlerden oluşacağını belirterek, Kürt sinemacılarla birlikte alternatif toplumcu paradigma ekseninde sinema dilini oluşturmayı amaçladıklarını kaydetti. Yıldırım, festival için oluşturdukları ilkeleri ve bölümleri şu şekilde ifade etti: “Sonuçta sinema bir endüstri ve maddi boyutu olan bir sektör; dolayısıyla kapitalist ilişkilerin belirlediği bir sinemadan söz etmek mümkün. Biz daha çok bunun ötesine geçip bunu aşıp sanatsal içeriğinin, sanatsal başarının estetiğinin çok fazla parayla ölçülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Festival içerisinde düşündüğümüz yarışma bölümünde de bu ilkeleri göz önünde bulunduracağız. Festivalde yarışacak filmleri kadın özgürlüğü, kültürel çeşitlilik, ana dil ödülü, halkların direnişi başlıkları altında değerlendireceğiz. Değerlendirmemiz sonucunda vereceğimiz heykelcikler bu isimleri taşıyacak. Bu ödüllerin kriterleri ise sadece filmlerde bu hassasiyetleri ön plana çıkartmak ve teşvik etmek amacıyla belirledik.”
Festival kapsamında senaryoya ilişkin bir kategori oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, “Senaryo kategorisi ile hedeflediğimiz şey Kürt sineması adına senaryonun geliştirilmesi. Bunun teşvik edilmesi senaryo alanında çalışmaları olan sanatçıları bir araya getirmek ve kendi aralarında bir iletişim dili, tartışma yürütecek zemin oluşturmak. Bu senaryoların yine dernek çalışmaları kapsamında pratikleştirilmesini hedefliyoruz. Burada Kürtçe önemli bir katılım koşulu” dedi.
Festival ile birlikte bir endüstri haline gelen sinemanın halka ulaşmasını sağlayacağını belirten Yıldırım, “Muhalif birçok film, dağıtım sektörü nedeniyle izleyici ile buluşamıyor. Bu festival ile sinemayı alışveriş merkezlerinden çıkartarak halkın arasına indireceğiz. Elektriğin olduğu her alanda filmlerin gösterimini yapacağız” dedi.
(DİHA)
(DİHA)
ANKARA'DA 2. ULUSLARARASI HEYKEL SEMPOZYUMU BAŞLIYOR
GEÇEN yıl Ankara’da ilki düzenlenen Uluslararası Heykel Sempozyumu, bu yıl Çankaya Belediyesinin ev sahipliğiyle ikinci kez düzenleniyor. 9 Temmuz Pazartesi günü Kızılay Sakarya Meydanından başlayacak olan sempozyuma, birçok heykeltıraşın yanı sıra Başbakanın “ucube” dediği ‘İnsanlık Anıtı’ heykelinin sahibi Mehmet Aksoy da söyleşi yapmak üzere katılacak.
İkincisi düzenlenen Uluslararası Heykel Sempozyumu, 9 Temmuz Kızılay Sakarya Meydanında başlayacak ve 19 gün sürecek. Bu yıl “Hitit Güneşi” eserinin sahibi heykeltıraş Nusret Suman anısına yapılacak olan sempozyum, yurt içi ve yurt dışından gelecek sanatçıları Ankaralı sanatseverlerle buluşturacak. “6’da Sanat” sloganıyla her gün 18.00’de başlayacak sempozyum, film gösterimleri, söyleşiler, müzik dinletileri ve Hoy-Tur Halk Dansları Topluluğundan dans gösterileri gibi farklı etkinliklerle devam edecek. Amerikalı Heykeltıraş Carole Turner, Uruguaylı Heykeltıraş Christian Rey, Yunan Heykeltıraş Yorgos Kaltsidis gibi yurt dışından sanatçıların katılacağı sempozyuma, yurt içinden ise Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Yrd. Doç. Aysun Altunöz Yonuk, Atölye Ekin’den Deniz Gül ve Gökhan Bakır gibi heykel sanatçıları katılacak. Sempozyum 27 Temmuzda sona erecek.
(Evrensel)
(Evrensel)
SELDA BAĞCAN'A LONDRA DAVETİ
İstanbul Caz Festivali kapsamında bir konser verecek olan Antony and the Johnsons’tan Antony Hegarty sanat danışmanlığını yaptığı, 2012 Londra Olimpiyatları kapsamındaki ‘Meltdown Festival at the Southbank Centre’da konser vermesi için Türk Halk Müziği sanatçısı Selda Bağcan’ı davet etti. 2 Ağustos’ta Londra’da, ‘ Queen Elizabeth Hall’da gerçekleşecek konserde sahne alacak. Festivalde bugüne dek Nick Cave, John Peel, Patti Smith gibi isimler yer aldı.
(Radikal)
KAPADOKYA'DA 'SAKLI ŞEHİR' BULUNDU
Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver, Nevşehir Kalesi'nin altında büyük bir yeraltı şehri tespit ettiklerini belirterek, ''Burası, Türkiye'nin dünyaya sunacağı önemli ören yerlerinden ve yeraltı şehirlerinden biri olacak'' dedi.
Bölgede her geçen gün yeni mekanlar keşfedilirken 'Nevşehir Kalesi ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi' kapsamında yürütülen çalışmalarda, Nevşehir Kalesi'nin altında birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen ve yaklaşık 785 bin metrekarelik bir alanı kaplayan yeni bir yeraltı şehri tespit edildi.
Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver, Nevşehir Kalesi ve çevresinde Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve belediye işbirliğinde 2006 yılından bu yana ciddi bir çalışma yürüttüklerini ve bu bölgede yaşayan yurttaşları TOKİ tarafından yapılan 2600 konuta taşıdıklarını söyledi.
Kale çevresinde bine yakın konutun yıkımını gerçekleştirdiklerini anlatan Ünver, buranın altında 785 bin metrekarelik alanın çok büyük bölümünde bir yeraltı şehri fark ettiklerini ve 110 metre kotta bu alanın tespit edildiğini belirtti.
7 Kilometre Uzunluğunda Tünel Bulundu
Ünver, tespit edilen bölgenin dünyanın en büyük yeraltı şehirlerinden biri olduğunu ifade ederek, ''Uygulamanın başladığı alan ile kale arasında 110 metre kot var. 110 metreye ne kadar kat sığarsa, onu şu ana kadar biz de tam olarak tespit edemedik. Ayrıca Göre beldesinden Nevşehir Kalesi'ne kadar da 7 kilometrelik bir tünel tespit ettik. Osmanlı arşivlerinden de bölgede 30 adet su yolunun olduğunu belirledik'' diye konuştu.
'Güzel Bir Eserin Başlangıcındayız'
Yeraltı şehrinin içerisinde kısmi olarak kaba temizliğini yaptıkları yerler olduğunu ifade eden Ünver, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından da büyük bir bölümü tescil edildi. Valimizin koordinatörlüğünde bir ekip kurduk ve tescilli yapılar tespit edildi. O yapılarımızı ileride restore edeceğiz. Burasının Türkiye'nin dünyaya sunacağı önemli ören yerlerinden ve yeraltı şehirlerinden biri olacağı kanaatindeyim. Hemen yanında da Osmanlı Devleti'nin Anadolu'da yaptığı en son külliye olan Damat İbrahim Paşa Külliyesi'nin restorasyonu da yapılacak. Burada ciddi bir tarihi ve kültürel konsept olacak. Bu da Nevşehir için hayırlı olur diye düşünüyorum. Yeraltı şehirleri genelde erken Hitit dönemine kadar gidiyor. Kalenin tarihi de Selçuklular'a dayanıyor. Yeraltı şehrinin Nevşehir tarihini en az 5 bin yıl ötelediği kesin. Şu anda arkeologlar bu konu ile ilgili çalışmalar yapıyor. Hem Türk turizminin hem de Türk kültür hayatının dünyaya armağan edeceği güzel bir eserin başlangıcındayız. Ülkemize, milletimize şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Önümüzdeki günlerde tarih, kültür, ülkemiz ve ilimiz açısından Nevşehir önemli çalışmalara gebe.''
'Eski Bir Gazeteci Olarak Merakla Bekliyorum'
Bulunan yeraltı şehrinin çok farklı girişlerinin olduğunu ancak kaç tane olduğunu bilemediklerini anlatan Ünver, ''Genelde yeraltı şehirlerinde bir yerden girilip bir başka yerden çıkılıyor. Şu ana kadar biz 20'ye yakın giriş çıkış tespit ettik. Daha ne kadar var bilmiyoruz, çünkü alan çok geniş. Bölge enteresan bir hüviyet kazanıyor. Ben de eski bir gazeteci olarak merakla bekliyorum. Bazen bir gazeteci refleksi ile bakıyorum olaya, çok heyecanlanıyorum. Çalışmaların neticelenmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Hem ülkemize hem dünyaya böyle güzide bir varlığı kazandırmak için Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, valiliğimiz, belediyemiz, milletvekillerimiz tamamen el ele bu heyecanı yaşıyoruz. Çok da titiz hareket ediyoruz, acele etmiyoruz'' şeklinde konuştu.
Başkan Ünver, Damat İbrahim Paşa Külliyesi'nin restorasyonun ve yeraltı şehrinin ortaya çıkarıldığında Nevşehir'e daha fazla turistin gelmesini beklediklerini sözlerine ekledi.
(Cumhuriyet)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder