BAŞLIKLAR
YÖNETMENLERİN GÖZÜNDEN 'HAYATA DÖNÜŞ' KATLİAMI
BEJAN MATUR İKİ SAAT SONRA BIRAKILIRIM DERKEN, BİR YIL YATMIŞ
TRİBÜN CİNSEL AYRIMCILIĞA 'DUR' DEDİ
GOOGLE'DAN AŞKI YASALLAŞTIR ÇAĞRISI
2012'NİN İLK YARISINDA 4 BİN 400 SİTEYE SANSÜR
'TEPENİN ARDI' ÖZEL ÖDÜL ALDI
VİYANA FİLARMONİ ORKESTRASI VE İZMİR'DE MUHTEŞEM GECE
PLATFORM BU KEZ ERİVAN'DA KURULUYOR
SİNEMADA 'NOLLYWOOD' ZAMANI
BESTECİ SABAHATTİN KALENDER VEFAT ETTİ
MOR GABRİEL 7 BİN YILDIR SÜRYANİLERİN
YÖNETMENLERİN GÖZÜNDEN 'HAYATA DÖNÜŞ' KATLİAMI
Grup Yorum’un tasarlayıp koordinatörlüğünü yaptığı, F tipi cezaevleri, “Hayata Dönüş” operasyonu ve tecritle ilgili film çalışması başladı. Sırrı Süreyya Önder, Ezel Akay, Hüseyin Karabey, İlksen Başarır, Reis Çelik gibi yönetmenlerin çektiği kısa filmlerden oluşan projenin ilk gösterimi 19 Aralık’ta.
Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, İlksen Başarır, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay’ın yer aldığı projede, yönetmenlerin her biri F tipi hapishanedeki tecrit uygulamasını konu alan 10’ar dakikalık kısa filmler çekiyor.
Grup Yorum’un da bir filmiyle yer aldığı projede, ortaya çıkan 10 film birbirine bağlanıp tek bir uzun metraj film oluşturulacak. Filmin “Hayata Dönüş” operasyonunun 12. yıldönümü olan 19 Aralık 2012 tarihinde Atlas Sineması’nda gala gösterimi yapılacak. Filmin, 21 Aralık 2012 tarihinden başlayarak ülke çapında ve Avrupa’da yaygın olarak gösterime girmesi tasarlanıyor.
Yaklaşık iki yılda oluşturulan film projesi için Kocaeli’de Ottoman Yapım’a ait film platosunda F tipi hapishane dekoru oluşturuldu. Bire bir boyutlarda hücreler, havalandırmalar ve koridorlardan oluşan dekorda çekimlere başlandı.
Ocak ayında başlayan ve şu ana kadar 6 kısa filmin çekiminin tamamlandığı projede, kalan 4 filmin çekimlerinin de temmuz sonuna kadar bitirilmesi öngörülüyor. Şu ana kadar çekilen filmlerde Tansu Biçer, Serkan Keskin, Bülent Emrah Parlak, Gizem Soysaldı gibi oyuncular rol aldı.
Filmin senaryosu oluşturulurken başta “Tecrit - Yaşayanlar Anlatıyor” kitabı olmak üzere bazı somut anlatımlardan ve gerçek hikâyelerden yola çıkıldı. Her yönetmenin F tiplerini ve direnişi çok iyi tanıması ve bu hapishaneleri kendi penceresinden yorumlayabilmesi için, F tipi hapishanelerini ve tecrit uygulamasını anlatan, somut hikâyelerin paylaşıldığı görüşmeler yapıldı.
(Cumhuriyet)
TRİBÜN CİNSEL AYRIMCILIĞA 'DUR' DEDİ
Eşcinsel olduğu için hakemlik yapması engellenen Halil İbrahim Dinçdağ'a destek için farklı takımlara ait 9 taraftar grubu ortak açıklama yaptı.
Sol Açık Fenerbahçe, Tatangalar Sakaryaspor, Mavi Ateş Karabükspor, Ya Basta Göztepe, Karakızıl Gençlerbirliği, Altay YSKA, Boranlar Kartalspor, İstasyon Bucaspor, Beleştepe Beşiktaş, Forza Livorno taraftar grupları Hakemlik yapması engellenen Halil İbrahim Dinçdağ'a destek açıklaması yaptılar.
''Sessiz Kalma, Ayrımcılığa Ortak Olma!'
"Sessiz Kalma, Ayrımcılığa Ortak Olma, Halil İbrahim Dinçdağ İçin Dayanışmaya" başlığı ile yapılan açıklamada, "Futbol sahasında renkler, yaşlar, dinler, yönelimler arasındaki farklar kalkar. Futbolun kuralı, sahada emek vererek oynamaktan geçer. Futbol, bu yönüyle tüm insanları birleştirir. Siyahisi, genci, asyalısı, sarışını, tecrübeli oyuncusu, kaptanı; sahada kim emeğini verirse, takımda o oynar. Bu yüzden ırkçılık, cinsiyetçi ve ayrımcı yaklaşımlar futbolun özüne yabancıdır ve zarar verir. Futbol dünyasında gerçek olan sahadaki emektir.
'Futbol erkek egemen kültürün küfür alanı olarak kullanmaktadır'
Bu gerçeğe rağmen futbolda ırkçılık ve cinsiyetçilik ne yazık ki hala mevcuttur. Futbol ve spor sahaları erkek egemen kültürün bir küfür alanı olarak kullanılmaktadır. Basında futbola dair atılan manşetler bile erkeğin diğer cinslere karşı üstünlüğünü aslında anlatıyor. Tüm futbol dünyasını kirleten para babaları var iken, politik mücadelelerini futbol üzerinden yöneten güç adamları var iken; futbolu "temizlemek" için hakem Halil İbrahim Dinçdağ kurban seçilmiş ve cinsel kimliğinden dolayı futbol dünyasından men edilmiştir ve 2009 senesinden bu yana işsizdir. Bu cezalandırmanın tek sebebi Halil İbrahim Dinçdağ'ın eşcinsel olmasıdır.
'Bizler dürüst hakemleri severiz'
Bizler, sahada formasını terleten oyuncuyu ve adil olan hakemi severiz. Halil İbrahim Dinçdağ adaletiyle ve emeğiyle hakemlik yapmıştır. Bizim için geçerli tek gerçek budur. Çaldığı düdük adaletli olduğu sürece, sahada takımların verdiği mücadeleye saygılı olduğu sürece hakemlik yapmak herkesin en doğal hakkıdır. Bu nedenle Halil İbrahim Dinçdağ'ın hakemliğe bir an önce geri döndürülmesini talep ediyoruz!" dendi.
Halil İbrahim Dinçdağ kimdir?
Halil İbrahim Dinçdağ, 2009'da askerlikten "eşcinsel olduğu" gerekçesiyle terhis edilince, Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) "sağlık sorunları nedeniyle askerlikten muaf olanlar hakemlik yapamazlar" maddesi nedeniyle 14 yıllık hakemlik hayatını sonlandırmak zorunda kalmıştı.
(muhalefet.org)
BEJAN MATUR İKİ SAAT SONRA BIRAKILIRIM DERKEN, BİR YIL YATMIŞ
Şair, Yazar Bejan Matur, CNN TÜRK'te Aykırı Sorular'da Enver Aysever'in konuğu oldu.
Matur; programda yazı hayatını, şiirini oluşturan yapı taşlarını anlattı. Ancak programın en çarpıcı noktası Batur ile Aysever'in işkence üzerine sohbetiydi.
CEZAEVİ GÜNLERİ
Matur programda bir dönem kaldığı cezaevinde gördüğü işkenceyi anlattı.
"Bu benim çok anlatmayı istediğim bir şey değil, çünkü çok kolay değil, bunun dilini kurmakta çok zorlanıyorum başından itibaren. Ve biraz da sizin söylediğiniz gibi hani bir tür klişe olduğu için hani cezaevinde yatmak, şiir yazmak bir tür klişe halini aldığı için sanki kimliğini oradan üretiyormuşsun gibi başından itibaren hep uzak durdum. Ama günü geldiğinde herhalde yazarım. Ben yazmak da istiyorum. Hani çok kolay değil anlatmak.
18 yaşındaydım ve 1 sene kaldım. Kürt olmak yetiyor bazen. 1 sene Ankara'da.
Biz Kürt duyarlılığı olan bir grup gençtik. Ben Hukuk Fakültesi'nde okuyordum. Ve çok büyük bir operasyon yapıldı. Bütün Ankara çapında. Ve neredeyse 200'ü aşkın genç üniversiteli gözaltına alındı ve bunlardan bazıları tutuklandı. Tutuklananlar arasında ben de vardım. Bunun detayları var, neden o kadar sürdüğü konusu var. Yani sonuçta hepimiz beraat ettik çünkü. 250 kişiden neredeyse sadece 1 kişi ceza aldı. Ama biz 1 yıl cezaevinde kaldık. Yani bu sadece yargı sistemi ya da yargının yavaş işleyişiyle ilgili bir şey değil. Tamamen ideolojik."
"İKİ SAAT SONRA BIRAKIRLAR DİYE DÜŞÜNÜYORDUM 1 SENE KALDIM"
"Duygum tabi giderken emniyete giderken, almaya geldiğinde polisler yurtta kalıyordum. Şöyle bir duyguyla gittim. İşte üstümde incecik bir bluz. Ya ben iki saat sonra bırakırlar. Ne var ki hani... Ama ben bir sene sonra çıkabildim. Tabi bu duyguyla gittiğinizde, hiçbir şey yapmadığınızdan emin olduğunuzda, masum olduğunuza emin olduğunuzda ve bu 1 yıl sürüyorsa o içerideki kırıklık çok daha büyük oluyor."
"... Bir tür ölüm aslında cezaevinde olmak. Bir hayatınız bitiyor, başka bir hayat başlıyor. Hayatta bir ara dönem o. Ve orayı bırakıp, oradan çıkıp, yeniden bir hayat kurmanız o kadar büyük bir mücadele gerektiriyor ki ve ben başından itibaren hani politik olana tenezzül etmeyen, hani klişe anlamda, herhangi bir grubun içinde rahat etmeyen bir insan olarak ben yıkılmış hayatımı kendim kurabilirim gücüyle telkinde bulundum kendime. Ve ben bunu başarabilirim dedim. Ve şiir de burada yardımcı olan şeydi."
"BANA İŞKENCE YAPAN POLİSLERLE KARŞILAŞMAK İSTERİM"
"İşkence terapisi üzerine uzmanlaşan terapistler hep şey derler. İki teori var. Hani konuşursanız iyileşirsiniz derler. Biri de konuşursanız çoğaltırsınız der. Yani ben susmayı tercih ettim her zaman. Çünkü bunlar kötülüğün bazen hani klişe tabiriyle o çok bilinen cümleyle sözün bittiği yer. Bazen bazı kötülüklerin dili kurulamaz.
İnsana yapılan işkencenin insanlığa karşı bir suç olduğunu varlığı hedef aldığını ve bunun karşısında yapılabilecek şeyin onu konuşarak yeniden üretmek değil ama başka bir dolayımla yani ben şunu çok isterim.
Bana işkence yapan polislerle bir gün karşılaşmayı çok isterim. Gözlerimin içine bakmalarını. Çünkü gözlerim bantlıydı. Bunu isterim. Belki de takip ediyorlardır, okuyorlardır muhtemelen. Bunu konuşabilmeyi çok isterim."
BUGÜN YAZILAN ŞİİR EKSİK
Kendimi bir şey ile tanımlamam gerekiyorsa ben hep şiire sığındım diyen Matur, "Anadolu medeniyetler beşiği, medeniyetler yurdu olan bir toprak, üst üste pek çok kültür büyük bir tarih yaşanmış ve hepsi birikmiş aslında ama bunun ne kadarını şiire ve edebiyata aktarabiliyoruz bu cevaplanması gereken bir sorudur. Yunuslarla kıyaslandığında bugün yazılan şiir tabi ki eksiktir." diye konuştu.
MATUR VE DİNK'İN ULUDERE ZİYARETİ
Bejan Matur programda Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ile birlikte Uludere'de yaşamını yitirenlerin ailelerine yaptıkları ziyareti de anlattı.
"Rakel'in gidişi bizim için son derece anlamlıydı. Ama yol aldıkça beraber, yolculuk sırasında bu anlamın ne kadar derin olabildiğini gördük. Çünkü Rakel 8 yaşında ayrılmış Cudi Dağı'ndan. 11 yaşında bir defa gitmiş. Ve ilk defa gidiyordu. Hrant'ı kaybettikten sonra gidiyordu. Onun için çok önemliydi, çok duygusaldı. Ve o acısını, oradaki acılı annelerle, kız kardeşlerle kucaklaşarak yaşaması, yol boyunca konuştuklarımız, onun halleri gerçekten büyük bir yolculuk oldu ve çok anlamlıydı hepimiz için. Biraz çok duygusaldı. Zaten oralardan ben her döndüğümde bir yürek burkulmasıyla dönüyorum."
(Gazeteciler.com)
GOOGLE'DAN AŞKI YASALLAŞTIR ÇAĞRISI
Google, eşcinselliği suç olmaktan çıkarmak ve dünya çapında homofobiyle mücadele etme amacıyla "Legalize Love" (Aşkı Yasallaştır) çağrısıyla bir kampanya başlattı.
Türkiye'de ve dünyada kampanya basına Google'ın eşcinsel evlilikleri yasallaştırma çağrısı gibi yansısa da, Google bir açıklama yaparak kampanyanın evlilik konusuyla ilgisi olmadığını açıkladı. Kampanyanın amacı LGBT bireylere Google ofisleri dışında da güvenli bir ortam sağlamak.
Kampanyanın açılışı bugün Londra'da çeşitli ülkelerden 100'ü aşkın hak savunucusunu biraraya getirecek "Aşkı Yasallaştır Konferansı"yla yapılacak.
Kampanya başlangıç olarak eşcinsel ilişkinin suç sayıldığı Singapur ve eşcinsel çiftlerin tanınmadığı Polonya gibi ülkelere odaklanacak.
Google LGBT Haklarını Destekliyor
Google, geçtiğimiz yıldan beri Onur Yürüyüşleri'ni de destekliyor. Ayrıca Google ofislerinde hak savunucuları ve politikacıların katılımıyla LGBT haklarına yöneşik seminerler ve eğitimler de düzenliyor ve LGBT örgütleriyle ortak çalışmalar düzenliyor.
Google'ın LGBT çalışanlarının "Gaylers" adlı bir ağı da var.
(Cumhuriyet)
2012'NİN İLK YARISINDA 4 BİN 400 SİTEYE SANSÜR
Sansürlenen internet sitelerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye'de 2012'nin ilk yarısında 4 bin 400 siteye erişim engellendi.
AKP iktidarında internet siteleri üzerinde uygulanan baskı artarak sürüyor. Buna göre 2012’nin ilk yarısında erişime engellenen site sayısı 4 bin 400’ü buldu.
20 Binden Fazla İnternet Sitesi Engellendi
Şimdiye kadar 20 binden fazla internet sitesinin engellendiği Türkiye'de 800'den fazla site savcılık, 973 site mahkeme, 17 binden fazla site de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kararıyla erişime engellendi. Erişime kapatılan bin 260 internet sitesine ise neden engellendiklerine dair bir açıklama dahi yapılmadı.
2012'nin İlk Yarısında 4 Binden Fazla Engelleme
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 12 Mart Dünya Siber Sansür ile Mücadele Günü'nde açıkladığı raporda, "Gözetim Altında Tutulması Gereken Ülkeler" arasında gösterilen Türkiye'de, 2012'nin ilk yarısında da internette engellenen sitelerin sayısı artmaya devam etti. Engelli Web'in açıkladığı istatistiklere göre 2012'nin ilk yarısında Türkiye'de yaklaşık 4 bin 400 site daha çeşitli nedenler gerekçe gösterilerek engellendi.
Twitter Hesapları da Kapatılıyor
İnternet sitelerinin engellenmesinin yanı sıra, Türkiye'de Twitter hesapları da denetim altına alınmaya başlandı. Son olarak Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesini 'hack'leyen sosyalist hackerların oluşturduğu"RedHack" grubunun Twitter hesabı, gerekçe gösterilmeksizin kapatıldı.
(Cumhuriyet)
'TEPENİN ARDI' ÖZEL ÖDÜL ALDI
62. Berlin Film Festivali’nde dünya galasını yapıp 2 ödülle dönen, Emin Alper’in ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı Taypey Film Festivali’nin Uluslararası Yeni Yetenek Yarışmasında Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Film, festival yolculuğuna Uzak Doğu’dan sonra Paris Film Festivali, Saraybosna Film Festivali, Palic Film Festivali, Erivan Film Festivali ve Yeni Delhi’de düzenlenen Osian Cinefan Film Festivali ile devam edecek.
Jüri Tepenin Ardı’na verdiği ödülün gerekçesini şöyle ifade etti: “Film doğa içindeki hayatın inandırıcı bir tasvirini sunarken, bir yandan incelikli ve iyi geliştirilmiş karakterleri resmedip, bir yandan da absürt bir dünyada hayali düşmanlarla savaşmanın yarattığı korkuları kusursuz bir şekilde yansıtıyor.” Türkiye galasını 31. İstanbul Film Festivali’nde ulusal yarışma bölümünde yapan Tepenin Ardı En İyi Filme verilen Altın Lale, En İyi Senaryo ve Fipresci ödüllerini kazanmıştı. İlk olarak geçtiğimiz şubat ayında 62. Berlin Film Festivali’nde dünya galasını gerçekleştiren film hem eleştirmenlerin, hem de seyircinin büyük beğenisini kazanmış ve festivalden Caligari Ödülü ve En İyi İlk Film Mansiyon ödülleriyle dönmüştü. Tepenin Ardı, western filmlerini andıran mekan kullanımı ve atmosferiyle, gerilim tonu yüksek bir aile dramını anlatıyor.
(Evrensel)
VİYANA FİLARMONİ ORKESTRASI VE İZMİR'DE MUHTEŞEM GECE
Klasik müziğin gelmiş geçmiş en tanınmış orkestralardan biri olan Viyana Filarmoni Orkestrası’nın Efes konserini, çağımızın en saygın şeflerinden Herbert Blomstedt yönetti. Orkestra Franz Schubert’in 7 ve 8. senfonilerini çaldı. Orkestra uzun süren alkışlara Strauss’un Seufzer Galop’uyla teşekkür etti. Konseri yaklaşık 2 bin kişi izledi.
’Deniz ve Müzik Turu’ kapsamında yola çıkan ve Efes Ticaret Agorası’nda kendileri için hazırlanan 200 metrekarelik, ses ve rüzgar perdeleriyle korunan özel sahnede konser veren Viyana Filarmoni Orkestrası’nı izlemeye, aynı gemide seyahat ettikleri yabancı izleyiciler de geldi.
Malta- İstanbul -Kuşadası-Pire-Malta turu boyunca her durakta orkestradan farklı programlı bir konser dinlemek üzere yola çıkan sanatsever grubu, dünyanın en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Efes’i kıdemli arkeologlar eşliğinde gezdi. Antik kente hayran kaldıklarını belirten konuklar, böyle bir mekanda Viyana Filarmoni Orkestrası’nı dinlemenin paha biçilmez bir şans olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin ve Efes’in tanıtımı için büyük önem taşıyan konserle, Efes Ticaret Agorası festival mekanları arasına girdi.İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı, Uluslararası İzmir Festivali ile tarihi mekanları sanatla buluşturarak İzmir ve Efes’in tanıtımında çok önemli bir rol üstleniyor. (dha)
(Radikal)
PLATFORM BU KEZ ERİVAN'DA KURULUYOR
Dün başlayan ve 15 Temmuz’a kadar devam edecek festival her yıl olduğu gibi uluslararası uzun metraj ve belgesel yarışma bölümlerinin yan ısıra Ermeni Panaroması, Kafkas ülkelerinden filmlerin gösterildiği CIS programı ve kısa filmlerden oluşan Kayısı Çekirdeği gibi bölümleri içeren bir programa sahip. Festivalin uluslararası yarışmasında Özcan Alper’in ‘Gelecek Uzun Sürer’ isimli filmi de yer alıyor.
Festivalin önemli projelerinden biri olan Ermenistan TürkiyeSinema Platformu ise bu yıl onuncu kez yapılıyor. Erivan’da gerçekleştirilecek workshop’ta iki ülkeden gelen on proje değerlendirilecek. Uluslararası yarışma bu yıl İran , İspanya , Çek Cumhuriyeti, Estonya, Beyaz Rusya , Polonya, Rusya,Fransa , İsviçre , İsrail , Şili ile beraber Türkiye ’den Özcan Alper’in yönettiği Gelecek Uzun Sürer filminin Altın Kayısı için rekabetine sahne olacak. Belgesel yarışma bölümünde de Enis Rıza’nın ‘Çöpte Dostoyevski Buldum’ isimli filmi yer alıyor. Festivalin açılış filmi Sovyet sessiz sinemasının Ermeni asıllı ünlü yönetmeni Hamo Beknazaryan’ın 1926 yapımı klasik filmi ‘Şor ve Şorşor.’ Festivalin kapanış filmi Michael Haneke’ye ikinci Altın Palmiye’sini getiren Aşk. Yaşlı bir çiftin ölümle karşı karşıya kalmalarıyla sınanan aşklarını anlatan yapım uluslararası eleştirmenlerden tam not almıştı.
Festival, ayrıca Andrei Tarkovski’nin sekseninci yaş gününü de özel bir bölümle kutluyor. Bu çerçevede hem Andrei Rublev ve Solaris gibi Tarkovski filmleri hem de yönetmene ithafen yapılmış filmler izleyici ile buluşacak.
(Radikal)
SİNEMADA 'NOLLYWOOD' ZAMANI
Nijeryalı yapımcılar bir yılda ABD ve Hintli meslektaşlarından daha çok film çekiyor. Ancak uluslararası başarı için mali desteğe ihtiyaçları var.
Nijerya Ulusal Film ve Video Denetleme Kurulu Başkanı Emeka Mba, National Mirror gazetesine verdiği demeçte, ülkedeki film endüstrisinin büyük bir geleceğe sahip olduğunu söylüyor. Gerçekten de “Nollywood” olarak adlandırılan Nijerya film endüstrisi bir yılda Hollywood ya da Bollywood'dan daha çok film üretiyor.
Nijerya filmleri tüm Afrika'da, Amerika ya da Avrupa'da yaşayan Afrika kökenliler arasında büyük ilgi görüyor. Daha çok aşk, iktidar ve ihanet konulu filmler çekiliyor. "Africa Magic" gibi televizyon kanalları neredeyse 24 saat kısmen Brezilya pembe dizilerine benzeyen Nijerya dizileri yayınlıyor. Buna rağmen Afrika'nın bu büyük film endüstrisinin uluslararası başarı için büyük oranda mali desteğe ve bir kültür devrimine ihtiyacı var.
Nijerya Devlet Başkanı Goodluck Jonathan, 2010 yılında eğlence sektörüne özellikle de film endüstrisine 200 milyon dolar destek sözü vermişti. Bu meblağ, Nijerya sinema sektörü için gerçekten de itici bir güç oluşturabilir ancak film yapımcıları Jonathan'ın sözlerini tutmadığından şikâyet ediyor.
YILDA 2 BİNE YAKIN FİLM
Nollywood, yılda 1000 ila 2000 arasında film üretiyor. Ancak tüm Nijerya film endüstrisinin yıllık cirosu 250 milyon doları zor buluyor. Bu oran, Harry Potter ya da Örümcek Adam gibi tek bir film için 250 milyon dolar bütçe ayırabilen ABD film endüstrisi ile kıyaslanınca oldukça düşük kalıyor.
Nollywood filmleri, daha çok basit dijital kameralarla bir kaç hafta içinde çekiliyor. Film stüdyosu kavramı ise ülkede yaygın değil. Film ekibi, oyuncular, kostüm, kulis, ulaşım ve teknik için 10 bin ila 30 bin dolar arasında bir masraf çıkıyor.
Dolayısıyla Nijerya yapımı filmler, Avrupalı izleyiciler tarafından daha ziyade basit ve komik olarak addediliyor. Nijeryalı medya uzmanı Prof. Emeka Okoli, Nijeryalı film yapımcıları için önemli olanın kalitesine bakmaksızın bir şekilde filmin çekilmiş olması olduğunu söylüyor.
(Demokrat Haber)
BESTECİ SABAHATTİN KALENDER VEFAT ETTİ
SENARYOSUNU Yılmaz Güney, Yaşar Kemal ve Halit Refiğ’in yazdığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Karacaoğlan’ın Kara Sevdası” filminin de müziklerinin yapımcısı, klasik batı müziği bestecisi ve Ankara Devlet Opera Orkestrasında uzun yıllar orkestra şefi olarak görev alan Sabahattin Kalender, 93 yaşında aramızdan ayrıldı…
Klasik Batı Müziği Bestecisi Sabahattin Kalender, 7 Temmuz Cumartesi günü Hollanda’nın Den Haag şehrinde 93 yaşında hayata gözlerini yumdu. 1919 Kosova doğumlu Sabahattin Kalender, Atatürk’ün 1924’te Ankara’da kurdurduğu Ankara Musiki Muallim Mektebi’nin ve 1936’da kurulan Ankara Devlet Konservatuvarının (Bugün Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı) hayatta kalan en eski mezunu idi.
Daha öğrenci olarak Musiki Muallim Mektebi’nde okuduğu sırada Atatürk’ün Devlet Konservatuarını kurmak üzere Ankara’ya davet ettiği Paul Hindemith’in dikkatini çekmişti. Atatürk’ün huzurunda okulunu temsil etmiş, piyano konserleri vermiş olan Sabahattin Kalender, 1938’de Ankara Devlet Konservatuvarına girerek Hasan Ferit Alnar’ın öğrencisi oldu. 1943’de kompozisyon bölümünü bitirdi, 1948 yılında devlet bursuyla Fransa’ya gönderildi. Paris’te 20. yüzyılın ünlü Fransız bestecileri Arthur Honegger ve Darius Milhaud’ dan kompozisyon, o dönemin ünlü şefleri Charles Münch ve Jean Fournet’den orkestra şefliği öğrenmeye devam etti. 1951’de École Normale de Musique de Paris’i bitirerek Türkiye’ye döndü.
Ankara Devlet Opera Orkestrasında uzun yıllar orkestra şefi olarak çalışan Kalender, aynı zamanda Devlet Konservatuvarında da yıllarca ders vermiş, birçok virtüöz ve orkestra şefi yetiştirmiştir. Besteci, orkestra şefi ve konservatuvar öğretmeni olarak Ankara’nın müzik yaşamına uzun yıllar emek veren Kalender, Ankara’daki çeşitli klasik batı müziği kurumlarında etkinliklerini doksanlı yılların sonlarına değin sürdürmüş, bu arada Jandarma Komutanlığı Bandosu şeflerini de o eğitmiştir.
Operalar, sahne ve film müzikleri, orkestra ve yaylılar için çeşitli parçalar bestelemiş olan Kalender, orkestra şefi olarak Türkiye’yi yurt dışında birçok defa başarıyla temsil etmiştir. Halk müziği parçalarına “modal teknik” uygulayarak bestelediği orkestra suitleri çok beğenilmiştir. Bunlardan “Köy Oyaları” 1970 yılında TRT’nin açtığı “Orkestra Yapıtları Yarışması”nda birincilik ödülü kazanmıştı. “Boncuklar” suiti de TRT klasik Batı müziği yayınlarında sık sık çalınır.
(Evrensel)
MOR GABRİEL 7 BİN YILDIR SÜRYANİLERİN
Hazine, yapılan başvuru üzerine 276 dönüm arazinin Hazine’ye tescil edilmesi için Midyat Kadastro Mahkemesi’nde ‘tapu tescili’ davası açtı. Hazine dava dilekçesinde, arazilerin taşlık ve kayalık alanlar olduğunu, tarıma elverişli olmadığını, bu nedenle devletin tasarrufu altında bulunduğunu belirtti.
İstanbul Taksim’de bulunan Cezayir Lokantası’nda bir araya gelen çeşitli sivil toplum örgütleri ile demokratik kitle örgütleri Yargıtay’ın kararını protesto etti.
MANASTIR 7 BİN YILDIR SÜRYANİLERİN
Sokra Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tuma Çelik; "Mor Gabriel konusunda ortaya çıkan gelişmelere karşı yapılan yanlışlıkların bir şekilde eleştirilmesi, bir şekilde haksızlıkların durdurulması için imza kampanyası başlattık. Süryanilere yapılan haksızlıklara sessiz durmayacağımızı gösteremeye çalışıyoruz. Bu çalışmamızın sebebi ise; Süryaniler yaklaşık 7000 yıldır bu topraklarda yaşıyorlar. 7000 yıldır yaşarken birçok değerler yarattılar. Ama orada yaşayan, bu değerleri yaratan insanlara zarar vermek isteniyor. Tüm bunlara rağmen Süryaniler hala ayakta durabiliyorlar. Fakat bu son dönemde Süryanileri istemedikleri hissini uyandırıyorlar bizde. Bizim elimizden topraklarımız alınmak isteniyor. Bu toprakların ekonomik olarak değerleri o kadar da önemli değiller ama manevi değerleri var, siyasi olarak değerleri var. Yargıtay, Süryanilerin Mardin'de ki Mor Gabriel Manastırı konusunda bir karar aldı. Bu karar hem hukuki hem de etik anlamda içinde bir çok eksiklik taşımaktadırlar. Yaşanan bu durum Süryanilerin karşılaştıkları ilk olay değildir. Daha öncede Süryaniler birçok konuda olumsuzluklarla karşılaştı" dedi.
KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Prof. Dr. Cengiz Aktar; "Türkiye Süryanilerinde vatanıdır. Çünkü bu topraklarda Süryaniler 100 yıldır yaşıyorlar ama vatandaş sayılmıyorlar. Bu ülkede inişli çıkışlı işler yapılıyor, özelliklede keyfi işler yapılıyor. Rum kiliseleri iade ediliyor ama öteki taraftan Mor Gabriel topraklarına el konuyor. Süryaniler Lozan'ın üvey evlatlarıdır. Her ne kadar 38 ve 43. maddeler arasında gayrimüslim olmalarından dolayı dolaylı olarak azınlık statüsüne giriyor olsalar da artık günümüzde azınlık hakkından vatandaşlık hakkına geçilmelidir. Pozitif ayrımcılık olmadan "treni tekrar rayına oturtmak mümkün değildir" dedi.
Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Tuma Özdemir; "Biz bu ülkenin çocuklarıyız hep beraber bu ülkede yaşamak istiyoruz. Sırf bu yüzden beraber yaşadık biz bu ülkede adı altında site kurduk ve imza kampanyamızı buradan yapıyoruz." diyerek basın açıklamasını bitirdi.
BELGELERE RAĞMEN HAZİNE’YE DEVREDİLDİ
Manastır yetkilileri, davanın başladığı 2009 yılında vergi kayıtlarını ibraz etmelerine rağmen Yargıtay 20. Dairesi’nin verdiği bozma kararını görünce şaşırdı. Dosyanın içinde kararda bahsedilen belgelerin olmadığını gören yetkililer, Yargıtay’a karar düzeltme talebinde bulundu. Yargıtay 20. Daire’nin ‘yok’ dediği iki belge, talebe ek olarak yeniden düzeltme talebine konuldu. 20. Daire ise bu karar düzeltme talebine ret cevabı vererek, “Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya da uygundur” dedi. Yerel mahkemenin direnme kararı nedeniyle dava dosyası Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi. Kurul, 13 Haziran günü yaptığı toplantıda yerel mahkemenin kararını oybirliğiyle bozdu. Böylece hukuk mücadelesi, Süryanilerin aleyhine sonuçlandı.
Hazine ise kararı temyiz etti. Temyiz incelemesini Yargıtay 20. Hukuk Dairesi yaptı. Daire, yerel mahkemenin kararını bozarken şu ifadeleri kullandı: "1937’den beri vergilerin ödendiği iddia edilmektedir, oysa taşınmazlarla ilgili hiçbir vergi kaydı ibraz edilmemiştir ve 1936 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirim yapıldığı iddia edilmektedir, oysa bununla ilgili evrak ibraz edilmemiştir."
(BirGün)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder