27 Temmuz 2012 Cuma

OKUMA LİSTENİZ: AĞIZDAN ÖPÜŞMESİZ KİTAPLAR - Sibel Oral

İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız.

Bir tarafta Başbakan’ın kürtaja dair yumurtlamalarına karşı çıkıp İstiklal Caddesi’nde yürüyerek eylem yapanlar, diğer tarafta Shopping Fest açılışı için İstiklal Caddesi'nde düzenlenen karnaval yürüyüşü. Birinde “Benim Bedenim, Benim Kararım” pankartları, diğer tarafta üzerinde koca koca yüzde 50 indirim yazan ‘şey’ler…

Bir tarafta 2012’nin davalarla, tutuklamalarla dolu Yayınlama Raporu, diğer tarafta özgürlükten, adaletten bahsedenler. Kapanan sinemalar, parmak sallanan tiyatrocular, terörist ilan edilen sanatçılar, Hilal Cebeci’nin pembiş parlak dudakları…


Defalarca şikayet dilekçesi vermelerine rağmen “ailenin kutsallığı var, öpüşün barışın, kocan döver de sever de” deyip yollanan ama bir süre sonra sokak ortasında işte o şikayetçi oldukları kocaları tarafından boğazı kesilen, vurulan kadınlar… İçeri tıkılan gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler ve ben bu yazıyı yazarken gündeme gelen ‘Yargıtay’dan seks kriterleri’ hadisesi… Üç çocuktu, kürtajdı, Yargıtay’ın seks kriterlerini filan düşünüp “Yahu ne yazacağım ben” derken aklıma Hüseyin Üzmez geldi. Hatırlarsınız 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüzden tutuklanan Üzmez, “Gazozuma ilaç attılar. Olanları hatırlamıyorum, bunlar komplo” filan demişti. Şaka! Değil tabii ki. Üstüne bir de serbest bırakıldı. 13 yaşında, aralarında devlet memurlarının da olduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç.'ye bu işi rızasıyla yapmış diyen Yargıtay var bir de… Peki, ben şimdi ne yapayım? Okuma Listesi yapayım ama nasıl?

Ben bu ay derginin editörlerinin de izniyle (gerçi onların da yazıyı okurken haberi olacak ama…) okuma değil de yazma listesi yapmak istiyorum. Çünkü Henry Miller kulağıma fısıldıyor pis pis… Aaa, Muzır Kurulu iş başına lütfen; kitaplar, yazarlar yine kandırdı işte, yine kanıma girdi Henry Miller. Aynı Chuck Palahniuk, Guillaume Apollinaire, William S. Burroughs, Serge Bramly ve hatta Aslı Tohumcu gibi. Oysa ben böyle belden aşağı vuran bir sistemde simli kapakları olan tatlı aşk maceralarıyla dolu (ama ağızdan öpüşmesiz) kitaplar önermek istiyorum. Kişisel gelişime ve dönüşüme dair kitaplar önermek istiyorum ki değişip dönüşelim… İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız. Yok, sanatmış, edebiyatmış, efendime söyleyeyim; vicdanmış, adaletmiş, insan haklarıymış, cinsel özgürlükmüş, sisteme karşı durmakmış bla bla bla…

Bu ay okuma listesi yok, yazma listesi var. Sıralama kafanızı karıştırmasın; kitap adı, türü ve yazarı… Darılmaca, dava açmaca filan yok, lütfen…


Yaptım Oldu – Deneme Yanılma – Recep Tayyip Erdoğan (RTE)

Muzır Kurulu’ndayken Okuduğum Kitaplar – Notlar - Ruhi Özbilgiç (Muzır Kurulu)

Sevişen Panpişler - Cut-up - Hilal Cebeci (Panpiş)

Ben Şaka Değilim - Toplu Fıkralar - İdris Naim Şahin (Şaka)

Gazozuma Kesmeşeker - Rüya Tabirleri - Hüseyin Üzmez (Gazoz içen masum dede)

Shopping Fest’te Sokaktaki Eylemciler - Bayağı Yazı - Shopping Fest Katılımcısı

Yaptınız, Oldu – Roman - Adalet (Mülkün temeli olmayan)



KORKUYA KARŞI ÖZGÜR TİYATRO

Ve zaman nasıl geçtiğine kendisi bile inanamadı, bu kadar hızlı ve bir diğer yandan bu kadar yavaş.

Tiyatroya dair her şeyi konuştuk buluşma boyunca. Tiyatro örgütlerinin, bir çatı altına girmesinin ne kadar gerekli olduğunu ve artık gelinen sürecin bunu tiyatro üreticilerine ve severlerine dayattığını. Bir gereklilik olmaktan çok zorunluluğa evrilirken birliktelik, kapıda onca sorun beklemekteydi. Anadolu'da tiyatro üreten topluluklardan, emniyetin hangi yeterliliğe dayanarak tiyatro metni istemesi akıllarımızı zorlarken, güvenlik kanunu kapsamında onlarca oyunun yasaklanması, kapımızın önündeki can alıcı meselelerden biri olarak duruyor. Elbette sokak oyunlarının, gösteri yasası muhalefetine takılması, oyundaki oyuncuların keyfi göz altıları ve haklarında açılan davaları sorunlar yumağınızdan bir diğer olmazsa olmazı. İşte belki de şehir tiyatrolarının özelleştirilme, devlet tiyatrolarının yok edilme süreciyle bir araya geldiğimiz bu süreç, tiyatroların bütün sorunlarını kayıt altına almamızı, çözemesek bile üstüne gitmemizi sağlayabilir. Tarihi yazanlar bu birlikteliği ve yaptıklarını elbet bir köşeye not edecektir. Bu birlikteliğin karşısında durmak, ego problemleri ve dayatmalarla çatıyı reddetmeye çalışmak ise sorumsuz bir tavır olarak dimağımızdaki yerini alacaktır.

Kapitalizm her alanda saldırmaya, kredi kartı borçlarını tekrar tekrar ödemekte, halkı kandırarak telefonda yapılan sözleşmelere, üç kağıtçılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Almadığı hizmeti ödemek zorunda bırakılan onlarca yurttaş, hakkını arayacak merci bulamama, tüketici hakları masaları çözüm sürecinde güçsüz kalmaktadır. İş cinayetlerinden, eşcinselleri ötekileştirerek öldüren, kadınları koruyamayan bu devlet, elbette bütün bunları konu edinenleri de hazmedememektedir. Öyle ki bu hazımsızlığı kendine karşı söz söyleyen herkesi yargılayacak kadar şuursuzdur. Bu yüzden dile gelen sanatın dilini kesmek iktidarın boynunun borcudur. E tabi o onun boynunun borcu da, o iktidarı devirmek bizim boynumuzun borcu olmaz mı?

Dikili’de binler haykırdı "korkuya karşı özgür tiyatro" diyor.

Şimdi sıra tiyatro örgütlerinin kuruluş toplantısında üreticiler ve seyirciler kol kola girerek haykırmalı aynı sözleri. 5 Ağustos'ta saat: 10.00da İstanbul'da Mahşer-i Cümbüşün sahnesi Hayalhane'de buluşuyoruz.

Asitej, Türkiye Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği, Tiyatro Eleştirmenler Birliği, İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği, Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği, Tiyatro Oyuncuların Derneği gibi bir çok dernek bir araya geliyor ve yaşanan sürece müdahale ediyor.


(BirGün)



ÇANTA DA Kİ LER


Farklı Bir Biyografi; Virginia Woolf

‘Muzır’ Palahniuk'un Cüretkar Pigme’si - Selçuk Uygur

Bir Daha Yaşanmasın Diye - A. Ömer Türkeş

10 Romanla İstanbul’u Okumak - Elçin Çavuş


GÖZE ÇARPANLAR...


NE VAR?

Munzur Festivaline Coşkulu Açılış

Gördüğü İşkencelere Bakıyor

Coelho’nun Gözü Kudüs’te

Booker'ın Aday Listesi Tartışılıyor

One Love One Fiş!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

AVM'LERİN FESTİVAL ÇILGINLIKLERININ FATURASI KİME KESİLİYOR?

Sermaye ve belediye çevreleri, herkesin çılgınca alışveriş yaptığı günleri bir festival havasında geçirirken, AVM’de güvencesiz çalıştırılan işçiler ise en uzun mesailerini yaşayarak, tam bir kâbusu geride bıraktı. 

Ankara Ticaret Odası’nın açıkladığı rakamlara göre, yabancı turistlerin yaptığı alışverişlerin sayısı bu yıl yüzde 900 artış yaptı. Turistlerin geldiği ülkeler ise çoğunlukla ABD ve Ürdün olarak gözlemlendi. ABD’den gelenlerin yaptıkları artık yüzde 928’lik bir artış gösterirken, Ürdünlülerin yaptığı alışverişler ise yüzde 927 arttı. 

Kuveyt sermayesi ise kişi başı harcama yapanların arasında ilk sırayı alarak, kişi başı ortalama 362 lira harcadı. 

Belediye, Banka, Sermaye Örgütlerinin Tüketim Seferberliği 

Bir yandan kentsel dönüşümler sayesinde AVM’ler başta birçok rant merkezlerini, kente serpiştiren hükümet, özellikle büyükşehirlerde buradaki kar mekanizmalarının işlemesi için tüketimi de olağan gücü ile körüklemeye çalışmaktadır. 

Ankara’da Melih Gökçek örneği ile somut halleri gözlenen, bu itici gücün oluşturulmasındaki yaratıcılık yeteneği, belediyeler eli ile de şehirlerde paylaşılacak rantın büyütülmesini hedefliyor. Ankara halkının bu yıl büyük bir şaşa ve gümbürtü ile konserler, indirimler, çevresinde renkli ışıklarla donatılmış bir kent deneyimi, adeta bir eğlence fabrikasına tıkılan kurbanların, palyaço görünümlü yamyamlara yem edilmesini andırıyordu. 

Elbette tüketimi arttırmanın yolunun sadece Melih Gökçek’in Kızılay’ı gazinoya, Güvenpark’ı da Jurassic Park’a çevirmesi ile sağlanamayacağı bilinmektedir. Kapitalizmin 21. yy’daki tüketimi tetikleyici araçları, başta TV ve Internet olmak üzere alttan alta bu alışkanlığın oturtulmasında geniş bir reklam ağı örmektedir. Mutluluğun kaynağının tüketimde olduğu mesajı, bugün iletişim araçlarının tümünden geniş bir alana yayılmaktadır. 

Bu furyada belediyeler üzerine düşen görevi yapmakta, kentlerde tüm imkanları bu eğilime doğru itmekte, dar gelirli halkın alım gücü bankalar tarafından kredi ile borçlandırma yolu ile sağlanmakta, medya kolu da iletişim/reklam ağını oluşturarak bu çılgınlığın propagandasını yapmaktadır. Elbette bu tür “sıçrama, kampanya yaratma” projelerinin mimarı da sermaye örgütleri olmaktadır. 21.yy’ın “girişimci bireyleri” bunun için gittikçe sermayenin tekeline giren üniversitelerde hazırlanıyor.

Festivallerin En Ağır faturası AVM İşçilerinde 

Festival zamanı, yani “olağanüstü tüketim/alışveriş” günlerinde, en ağır çalışma koşullarına katlanmak zorunda kalan AVM işçileri elbette bu işin faturasını en ağır ödeyen kesimi oluşturuyor. Bugün güvencesiz çalışmanın merkezleri konumuna gelen AVM’lerde düşük ücretle, uzun mesailere boyun eğmek zorunda bırakılan işçilerin, bu “olağanüstü” günlerde daha da fazla çalışması, hizmet etmesi gerekiyor. Hem de fazla mesai ücreti almadan. 

Günümüzde hükümet tarafından işsizlik bir tür “utanç kaynağı” olarak değil, bir tür tehdit olarak algılatılmaya çalışılırken, bu tehdit altında en ufak bir hak talebinden mahrum bırakılarak AVM’lerde çalıştırılan işçiler taşeronlaşarak yoksullaşmanın da en somut örneğini oluşturuyor.


ÇANTA DA Kİ LER


Göz Görmez, Bilinç Görür! - Özcan Yaman


Mehmet Özer
NotaBena yayınevi
152 sayfa

GÖZE ÇARPANLAR...


NE VAR?

Jose Marti Avrupa Küba’yla Dayanışma Tugayı’nın 41. Buluşması Gerçekleşti

2015 İçin Soykırım Filmi

Melih Gökçek'in KABA HAT Rahatsızlığı

Ataman'ın Yerine Barış Pirhasan

Avignon'da 'Yeni Roman' Rüzgârı

Frank Pierson Hayata Veda Etti

Kapadokya Tarihini Değiştiren Keşif

Bir Festival Daha Var, O da Venedik

24 Temmuz 2012 Salı

ONLAR!


Ölümünün Birinci Yılında Amy Winehouse’a Kahır Mektubu - Amy Winehouse’un ani ölümü bizi derinden yaralamış, yerimize mıhlamıştı. Öte yandan, “haklı çıktık” diye sevinen insanlar da olabildiğini görmüştük. Acı ve hiddet arasında, Express’e aşağıdaki satırları yazarak veda edebilmiştik ancak Amy’ye. Ölümünün birinci yılında, ne o acı ne o hiddet duygusu geçti. Şifamız, yine Amy’nin şarkılarında…

Ördeğin Silkinişi - Gözleri sürmeli, orası burası dövmeli, suluyla kuruyla başı hoş, boynu dik, arızası vukuatı bol, çöp gibi ipince, son zamanların en güzel sesi fikrimizce… İkinci albümü “Back To Black” fırtına gibi eserken, Observer, Interview, Paper Magazine, Les Inrockuptibles, Times gibi yayınlardan yaptığımız Amy Winehouse derlemesini böyle sunmuştuk. Hatırlamanın tam sırası… 

Fethi Naci'nin Ölümünün 4. Yılı

ÇAN TA DA Kİ LER

ÇANTADA;

- 16 Yıl Kırmızı Yaşamak

- Doğmamış Kitaplar Kütüphanesi -  Aysu Önen  



GÖZE ÇARPANLAR...


NE VAR?

Levent Kırca, Altın Portakal Film Festivali Juri Üyeliğinden Çekildi

Radikal Gazeteci ve Yazar Alexander Cockburn Hayatını Kaybetti

Borusan İşçilerinin Kararlı Mücadelesi Sonuç Verdi

Shakespeare'in Bir Yaz Gecesi Rüyası 3D Görülecek

'Küf', 'Geleceğin Aslanı' Adayı


Londra Sokaklarında Olimpiyat ''Temizliği'': Emniyet Güçlerinden Sokak Sanatına Operasyon